Mücellâ

Nazlı'nın Mücellâ'nın evine gidişiyle bizde geçmiş zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Mücellâ'nın annesi Neyyine Teyzeyi, Filiz'i, Fahri'yi,Pervin'i,Rengin'i tanıyıp; Yusuf Ziya'nın mektubuyla hüzünlenip, Güzide'nin kaçışına tanık oluyoruz.Neyyine teyze ölürken de ordayız ama içimiz buruk, gözümüz yaşlı.Bunlar yaşanırken ezan Türkçe okunuyor bir aralık, yoksulluk, kuyruklar, darbe de oluyor,Kore de savaşta... 1920'den 1970'e Mücellâ'yla yaşıyoruz 

Mücella da, Bekiroğlu'nun dilde sadeleşmeye gittiğini görüyoruz.Bu da yazarın Kelime Defteri kitabıyla ilgili röportajındaki "Gül devrim, Lale devrim geçti, şimdi Nergis devrimdeyim. O kadar gürültülü ve kalabalık akan bir hayattan sonra gelen sadeliğin değerli olduğunun da farkındayım. Kül suyunun berraklaşması gibi. Üslubum sanırım böyle de gidecek. Çünkü iç dünyam sadeleşme temayülünde. Nokta'ya kadar gidebilirim" sözlerinin tezahürü olsa gerek

Alıntılar:

Tanımaktır anlamanın ilk şartı. sevmek anlamaktan sonra gelir...

Sevda dediğin ne ki? Tarifsiz bir tanışıklık duygusu. Sebepsiz bir gülümseme arzusu. Rüzgâr esti. Mantonun düğmelerini iliklerken sen de bana gülümsedin. Sen bana gülümsediysen bu sana değil bana bir şey katmış demekti. Acaba? Bu ümit bile yetti.

Her sevgi insanın kendisini eşsiz hissetmesiyle başlarmış. Bense senin eşsiz olduğunu hissettim. O yüzden benim ruhuma düşen şey senin de ruhuna düştü biz ikimiz bir ırmak köprüsünün korkuluklarına yaslanmış suya bakarken ve şairliğim tuttu. Sandım ki çoktum, bir oldum. Eğriydim, doğruldum. Yitiktim bulundum.

"Ne yazıyorsun?" diye soruyor. "Hiç" diyorum. … "Nasılsın bakalım bugün?" diye soruyor... "İyiyim." Yalan bütün bunlar. Ne ben iyiyim ne de yazdığım hiç. Hiç olsa, bir yolunu bulup bunca yazıyı sana göndermek ister miydim hiç? 

Korkma...Kimse aşktan ölmez .O işler sadece masallardadır.Bir de romanlarla filmlerde.Hangi ateş sonsuza kadar yanmış ki ?

Geçmez deme geçer. Her şeyin dönüşü var. Günahın bile affı var. Düzelmez deme düzelir. Dönülmez deme dönülür. Geçmişin telafisi gelecektir. 

Tüten bir baca kadar hayatı haber veren ne olabilir ki?

İnsan yüzü çabuk değişmez. Eğer bir yüz bu kadar değişmişse demek araya fark edecek kadar uzun zaman girmiştir.

Zaman iyi bir öğretmendi ama bu ne pahalı bedel, bu ne kabadayı bilgiydi.

Aşkın endazesi akıl olmasa gerek.


Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

12 yorum:

  1. Karamsar mı biraz,dolu tarafını göremeyenlerden mi?Daha önce okumadığım bir yazar.Karanlık ruh durumlarını okuyamıyorum bir zamandır.Biliyor musun,ezan ilk kez Osmanlı zamanında Türkçe okundu.Hatta Mehmet Akif'in de b konuda çalışmaları vardır.Son dönem Osmanlı'da Suavi adlı bir şair ezanı türkçeleştirir ve bir süre okunur.Ezan dini bir sembol ya da emir değildir.Namaz vakitlerini duyurabilmek için,boru sesi,çan sesi,ıslık gibi bir çok yöntem denendikten sonra insan sesinde karar kılınmıştır.Zamanın padişahı da namaza çağrıda ne dendiğini halk anlasın diye Türkçe okunmasını istemiştir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biraz hüzünleniyorsun okurken.Aslında herkesin yaşayabileceği şeyler,sıradan hayatlar,ben gerçekciyim o yüzden çok sevdim.Çok duygulandım annesi öldüğünde ağlamaklı oldum.Yıllar sonra kimsesiz kalan o ev,yaşanmışlıklar,yaşanamayanlar içimi acıttı.Dil sadeleşmiş ama hayli derin
      Ezanla ilgili de sadece ilk ne zaman okunmaya başladığını falan biliyorum.Osmanlıdaki durumunu bilmiyorum ama kitapta kısa bir süre öyle okunuyor

      Sil
  2. Okumak istediğim bir roman, hele kapağa bayıldım, çok nostaljik...:) Teşekkürler, mutlu seneler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kapağı da çok güzel bir seçim.Mücella'nın en büyük uğraşı bir şeyler dikmek :)
      Teşekkür ederim.Hepimize mutlu seneler.Yeni yılda hayat bize istediklerimizi getirsin :)

      Sil
  3. Güzel bir yazı olmuş. Başarılar.
    http://kitapokurum.blogspot.com.tr/

    YanıtlayınSil
  4. bi alıp okuyamadım yaaa sen okumuşsun ne güzel görünce hemen koştum geldim :) alıntılar da çok iyiymiş karamsarsa benliktir :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence de tam senlik :)
      Alsan zaten hemen biter ben iki günde bitirdim ama etkisi halen sürüyor ;)

      Sil
  5. Benim de çok okumak istediğim bir kitaptı, ne güzel yorumlamışsınız. Kapağını ilk gördüğümde benim de çok hoşuma gitti. Annemin de böyle bir dikiş makinesi var. Kullanmada seyret cinsinden çok hoş.
    Mutlu seneler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :)
      Kapağı ayrı güzel kendi ayrı bir güzel
      Mutlu seneler :)

      Sil
  6. Bu kitabı ben de geçenlerde aldım. Elimde okunmayı bekleyen altı Nazan Bekiroğlu kitabı oldu. Bu sene hepsini bitirmeye çalışacağım. Okudukça ben de blogumda yayınlarım.

    Nazan Hoca'nın dilini sadeleştirmesine sevindim. Kitaplarını okumak çok zevkli olsa da bazen anlamakta zorlanıyordum. Şimdi daha rahat okuyabileceğim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yayınlarınızı merakla bekliyorum.Bende de okunmayı bekleyen kitapları var bende onları bitirmeye niyetliyim bu sene
      Sadeleşme olduğu çok belli oluyor genel kanaat eski tadı bulamadıklarını söylese de ben beğendim.Kelime Defteri kitabında da Kuyucaklı Yusuf'un giriş cümlesini çok beğenip defalarca okuduğunu ve öyle yazmak istediğini belirtmişti.
      Keyifli okumalar :)

      Sil